Cars Koleksiyonum

2006 yılında ilk Cars filmi çıkmıştı. 2011 Ağustos ayında ise Cars 2 filmi vizyona girmişti. Amerika’ya taşınmadan önce sinemaya gidip izlemiştim. Her yerde de Cars temalı oyuncaklar, kıyafetler, yatak gibi eşyalar vardı. Muhtemelen o yaşlardaki her çocuk gibi benim de hayalim Cars temalı bir yatağımın olduğu bir odam olmasıydı. Ama biz taşınmak için hazırlanıyormuşuz o dönem.

Amerika’ya taşınınca, bir evde Cars temalı bir oda hayal ederken, Cars temalı bir evimiz olmuştu. Çünkü evimiz sadece 20 metrekareydi 🙂 Yatak, koltuk, halı hepsi Cars temalı olmuştu. Başka da çok bir eşya yoktu zaten.

Evde çok eşya olmadığı için de upuzun Cars yolları yapıp oyun oynuyordum. Hatta 3 tekerlekli Cars bisikletime evde binebiliyordum.

Oyuncakçılardaki büyük bisikletleri her gittiğimde deneyip akülü arabaları hayal ediyordum.
Kitapçılardaki Cars kitaplarını saatlerce inceliyordum.

Oyuncak alma haklarımı sadece Cars alarak kullanıyordum. ve gittiğim her yere elimde onlarla gidiyordum.

Cars sevgim bu boyuttayken North Carolina’daki anaokulu öğretmenlerim bizlere sürekli koleksiyon yapmayı anlatıyordu. Okulda doğumgünü hediyelerinde 2-3 dolarlık sınır vardı. Hediyeler genelde Cars veya Hot Wheels gibi minik arabalar oluyordu. Eğer aynı arabadan ikincisi olursa kullanılmayan oyuncakları açmadan arkadaşlarımla takas ediyorduk. Böylece herkes kimde hangi arabalar var biliyordu. Böylece küçük bir koleksiyon olmaya başlıyordu.


Benim koleksiyonumun büyümesinin diğer nedeni de şöyleydi aslında. Ben genelde açımdır. Yani karnım açtır. Okuldan ise ikindi kahvaltısı yapsam bile her zaman aç çıkarım. Amerika’da okuldan eve arabayla giderken her fast food restoranındaki Drive thru pencelerinden yemek almak istiyordum. Ama tabii fast food iznim çok az olduğu için Burger King yerine evde “Mommy’s Burger”, “Chick-fill-A” yerine “Mommy’s Chick” icat etmiştik. Haftanın belli günleri evde hamburger ve tavuk menü günlerine başlamıştık. O günleri çok net hatırlıyorum. İşin içinde yemek varsa asla unutmam.

Ve bir gün koleksiyonumun büyümesine katkı sağlayan o soruyu sordum. “Peki bu menülerin yanında niye sürpriz oyuncak çıkmıyor?” O günden sonra evde menülerin yanında hep sürpriz Cars oyuncak çıkmaya başladı ve ben dışarıda hiç çocuk hamburger menüsü yemek istemedim bir daha. Tabii büyüyüp arkadaşlarımla Big King XXXXL Burger yiyene kadar :)))

Böylece koleksiyonum gittikçe büyümeye başladı.

North Carolina’dan Chicago’ya taşındığımızda kaldığımız yaşlı bakım evinde herkes beni Cars seven çocuk olarak tanıyordu. Zaten yaşlı bakım evinde yaşayan tek çocuk ben olduğum için tüm yaşlılar beni tanıyordu. Orayı çok net hatırlıyorum. Her hafta sonu yaz kış demeden Cars kum kovam, Cars uçurtmam ve Cars mayo şortumla Michigan Gölü kenarına gidiyorduk.

Amerika’ya giderken ve dönerken aynı bavulla gittim. Ama dönüşte şöyle bir şey hatırlıyorum. El bagajı olarak hazırladığım ve içine tek tek sararak Cars koleksiyonumu koyduğum bavulum normal bagaj ağırlığında çıkmıştı. Ama Münih aktarmalı gelecektik ve orada 7 saat beklememiz gerekmiş. Amerika’da bavulumun kilosuna baktıklarında içini açmışlar ve ben “Pleaseee! This is my Collection!” demişim. Sonra da bizi geçirmişler. Münih’ten Türkiye’ye gelirken yine aynı şeyi söylemişim ama uçağa almamışlar bavulumu.

Türkiye’ye döndükten sonra Cars bulabileceğimiz yerleri araştırmaya başladık. Türkiye’de de yeni çıkan modelleri takip edip buluyorduk ama benim koleksiyonerlik hayatımı başlatan 2013 yılında basılan ve karşımıza çıkan bu kitap oldu: Şerif Antepli ve Vildan Peker Antepli’nin “Haydi Çocuklar Koleksiyon Yapalım” kitabı. Şerif Antepli, İzmirli bir gazeteci, 2000 yılından beri 3 ayda bir yayınlanan ve en son 65. sayısını aldığım Collection dergisinin yayın yönetmeni, 2002 yılında Türkiye’nin seçkin koleksiyonerleri tarafından kurulan Collection Club’ın başkanı. Bana ilham olan belgesel de şu linkte: https://www.youtube.com/watch?v=3dnkT9RR3jQ
Torunlarının da iyi bir koleksiyoner olmasını dileyerek torunlarına armağan ettikleri bu kitabın aslında benim gibi çocukların hayatına nasıl dokunduğunu kendilerine yazmak ve teşekkür etmek en büyük hayalim aslında.

Kitapta ‘koleksiyon yapmanın, çocukları kötü alışkanlıklardan koruyacağı, onlara kültür ve düzeni öğreteceği’ yazıyor. Muhtemelen bunları okuyunca ailem koleksiyon yapmama ikna olmuştur 🙂 Ayrıca ‘Ben bir koleksiyonerim’ cümlesinin ne denli gurur verici bir cümle olduğundan, biriktirmek ile koleksiyon yapmanın arasındaki farkın koleksiyon yaparken koleksiyondaki her bir parça için üretim yılı, sayısı, yeri, satış fiyatı gibi detaylı bilgilere de sahip olunması gerektiğinden bahsediliyor. Ayrıca koleksiyonun paylaşılmasıyla koleksiyon yapmayanların da heveslendirilmesinin ve böylece bu kültürün kazandırılmasının önemi yazıyor.

Bu kitaptan aldığım ilhamla koleksiyon rafı siparişi verdik. İlk başta hepsi dolu değildi bile. Hatta şimdi düşünüyorum da ilkokul yıllarımda ben koleksiyoner değil de sadece biriktiriciydim 🙂 Çünkü modellerin adı dışında üretim yılı, yeri, sayısı, fiyatı gibi detaylı bilgilere sahip değildim. Sonrasında tüm bu bilgileri toplamak için çok çalıştım. Aslında LGS’ye bile bu kadar çok çalışmıyorum.

2015 yılında en büyük hayallerimden biri gerçekleşti. Disneyland Paris’teki Cars temalı alana gittim. Ama öyle ki Paris’e otobüsle gidip Eiffel Kulesi’ni bile görmeden, direkt Disneyland’a gittik. Disneyland Park’ta birçok yeri göremeden çoğu zamanı Cars alanında geçirdik. Benim için unutulmaz bir anı olmuştu. Asıl en büyük hayalim Disney California Adventure Park’taki Cars Land’e gitmekti ama tabii oraya gidemedik, belki gelecekte Silikon Vadisi’nde çalışırım ve o zaman giderim.

Zamanla koleksiyonum daha da gelişmeye başladı. Geliştikçe de daha çok emek vermem gerekti. Mesela olmayan modeller azaldıkça onları bulmak zorlaştı, toz almak zorlaştı:) Bütün arabaları tek tek indirip salon masasına taşıyıp ve oraya sığdırıp toz almam gerekiyordu. Bu iş 1 gün sürüyordu. Annem ayda bir yapmamı istiyordu, ben de yapıyordum işte arada diyelim.

Die-cast araba koleksiyonerleri genelde toz olmasın diye kutu içinde saklıyor arabalarını. Hatta eldiven giyip dokunuyorlar. Ama benim koleksiyonum öyle değil. Ben arabalarımı kutularından çıkardım, hatta oynadım, konuşturdum onları. Ama asla çarpıştırarak oynamadım. Bir tane bile çizik yoktur. Gerçi büyüteçle bakılsa parmak izi görülür, hatta çikolatalı parmak izi bile görülebilir. Ama hepsi benim parmak izim olduğu için ne olacak ki. Zaten kutusunda saklayarak koleksiyon yapsam, koleksiyon yapmayı sevmeyebilirdim. Kutusunda saklı olanların koleksiyon değeri daha fazla oluyor tabii. Ama ben hayatta satmam. Bir kere şöyle bir şey oldu. İstanbul’dan restoran açacak bir kişi tüm arabalarımı satın almak için mesaj gönderdi. Teklifini sormadan reddettim. Ailem 18 yaşıma geldiğimde gerçek araba almak istersem araba koleksiyonumu satabileceğimi söylüyor. Ama ben asla satmam. Hatta tam da buraya yazdım. Asla satmam.

Koleksiyonum genişledikçe raflara sığmadı, raflar açık olunca çok toz olmaya başladı. Ve koleksiyonum için olabilecek en kötü şey oldu: 2020 İzmir depremi. Bazıları yere düştü ve 3 tanesinin dikiz aynası kırıldı. Sonrasında sigorta yaptırmak için sorduk bile ama koleksiyon kıymetli eşya kategorisinde oluyormuş ve inanılmaz bir ücret gerekiyormuş.

Sigorta falan yaptırmak yerine uzun zamandır istediğim kapaklı pleksi rafları yaptırdık ve bu şekilde oldu.

Veeee Cars koleksiyonumun 2021 versiyonu. Bundan sonraki her yıl bu videoyu çekeceğim.

Guiness World Records 2022 kitabındaki güncel rekora göre Meksikalı Jorge Arias’ın Disney Cars sayısı 1200.
https://www.guinnessworldrecords.com/news/2021/9/mexican-dad-has-worlds-largest-collection-of-disneys-cars-memorabilia-675450
Benim ise şu an 873 oldu.
Hedefim işe girdikten sonra koleksiyonumla Guiness Dünya Rekorlar Kitabına girmek. Muhtemelen kitabın yılı 2032 falan olur:)

Guiness Dünya Rekorlar Kitabına girme hedefimden önceki hedefim ise koleksiyonerlik ile ilgili projelerimi hayata geçirmek. Çünkü biliyorum ki Türkiye’de koleksiyon yapmak hiç kolay değil. Türkiye’de az model bulunmasının veya daha pahalı olmasının yanı sıra şöyle sorunlar da oluyor: Mesela internetten araba resmine bakarak sipariş veriyorduk, heyacanla onu bekliyordum ama siparişi verdiğimiz oyuncakçı farklı bir modeli gönderiyordu. Çünkü gönderen kişi için gönderdiği araba ne fark eder ki. McQueen, Franceso, Mater hepsi aynı gönderen kişi için. Oysa ki koleksiyon yapmaya başladığınızda biliyorsunuz ki, McQueen’in bile gözbebeklerinin, ağzının, üzerindeki sponsorluk etiketlerinin farklılaştığı onlarca model var. Bir de son zamanlarda şöyle bir şey oluyor hep. Onu da unutmadan buraya yazayım. Al-sat yapan çok kişi olmaya başladı. Nadir olabilecek modelleri oyuncakçıdan 79 TL’ye alıp anında 250 TL’ye internete koyuyorlar. Öyle kişilerden hayatta almam ama nasıl bulunacağını bilmedikleri için alan çok kişi var ve çok üzülüyorum koleksiyonerliğin böyle olmasına.

Bu nedenle koleksiyon yapanların veya yapmak isteyenlerin birbirleri ile haberleşebileceği, Cars modelleri ile ilgili koleksiyon bilgilerinin yer aldığı bir internet sitesi tasarlıyorum.
www.carscollection.org internet sitemin adresi. Logomu kendim böyle tasarladım ama vaktim olunca geliştirsem daha iyi olabilir.

Koleksiyonerliğin yayılması için sosyal sorumluluk projeleri yapma planlarım var. Çünkü kendimden biliyorum ki koleksiyon yapan çocuklar gelecekle ilgili hayal kurar, hedef koyar. Ve ne yazık ki bazı kötü durumlarda çocuklar gelecekle ilgili güzel hayaller kuramaz ama koleksiyon yaparak yeniden hayal kurmaya başlayabilirler. Ben de projeler yaparak yeniden hayal kurdurmayı hedefliyorum.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

tr_TRTurkish